|


Yalnızlığının hicran musluğu cigarandan,
Küller damlar, yüreğimin katran tablasına.
Ateşten buğu, ölüm kokan yalnızlığında,
Yitirilmiş yarınlar mıhlı bakışlarında.
Gözlerim yanıyor ışıyan yalnızlığında,
Kan Çiçekleri açar,her nefes alışında.!
Kapkara bir duman yükseliyor ellerinden,
Sisler bürüyor etrafını, koca başının.
Mahremini rüzgar sıyırıyor üzerinden,
Dökülüyor tül, tül karanlığa ak saçların…
Ölüm kusan kurşun gibi, sürülür namluya,
Çakmağının kızıllığında uyuyan anka.!
Soğuk bir namlu uzantısı gibi doğrulur,
Cigaran hedefte can çekişen umutlara.
Ceylan gözlü bir bahar, yüreğinden vurulur,
Zemheri kokulu hazan sıçrar yarınlara.
Ellerin uzanır, gecenin soğuk tenine,
Uykusuz bir ateş böceği, yanar kavrulur
Köz olmuş yüreğinden kıvılcımlar uçuşur,
Düşer cansız avuçlarının hissizliğine.!
Aykırı bedenler sevişir,
avuçlarında,
Yalnızlığının kangren azabı sabahında.
Esmer bir yerli mızrağı batar gözlerime,
Soluksuz güvercinler tüner ciğerlerime.
Habil’in ölüm sırrı nasırlı ellerimde.!
Baldıran acısı yayılır, tüm bedenime…
Serdar Erdemir
|