Âdem Aleyhisselâm
Dâvud Aleyhisselâm
Elyesa Aleyhisselâm
Eyyub Aleyhisselâm
Harun Aleyhisselâm
Hızır Aleyhisselâm
Hud Aleyhisselâm
ibrahim Aleyhisselâm
idris Aleyhisselâm
ilyas Aleyhisselâm
Îsa Aleyhisselâm
ishak Aleyhisselâm
ismail Aleyhisselâm
işmoil Aleyhisselâm
Lokman Hekim
Lut Aleyhisselâm
Musa Aleyhisselâm
Nuh Aleyhisselâm
Salih Aleyhisselâm
Süleyman Aleyhisselâm
Şem'ûn Aleyhisselâm
Şit Aleyhisselâm
Şuayb Aleyhisselâm
Uzeyr Aleyhisselâm
Yahya Aleyhisselâm
Yakub Aleyhisselâm
Yunus Aleyhisselâm
Yusuf Aleyhisselâm
Yuşa Aleyhisselâm
Zekerriya Aleyhisselâm
Zülkarneyn Aleyhisselâm
Zülkifl Aleyhisselâm
|
İDRİS ALEYHİSSELÂM
Kur'ân-ı kerim'de ismi geçen peygamberlerden. Şit aleyhisselâmın
torunlarındandır. Asıl ismi Ahnûh veya Hanûh'tur. Kur'ân-ı kerim'de
İdris diye bidirildi. Kendisine peygamberlik, hikmet ve sultanlık
verildiği için ''Müselles bin-Ni'me'' (kendisine üç nimet verilen)
de denilmiştir. Babasının adı Yerd, annesinin adı Berre veya
Eşvet'tir. Bâbil'de veya Mısır'da Münif denilen yerde doğduğu
rivâyet edilmiştir. Kendisine otuz suhuf (forma) kitap verildi.
Diri olarak göğe kaldırıldı. Âdem aleyhisselâmdan ve Şit
aleyhisselâmdan sonra insanlar madden ve mânen bozuldular. İdris
aleyhisselâm, içinde yaşamış olduğu, Kâbil'in evlâdından bir
topluluğa peygamber olarak gönderildi. Her türlü isyân, kötülük ve
günâhın işlendiği bu topluluğa Allahü teâlânın kulluk etmeleri
gerektiğini sabırla anlattı. Allahü teâlâ ona otuz sayfa (forma)
kitap gönderdi. Cebrâil aleyhisselâm dört defâ gelerek Allahü
teâlânın emir ve yasaklarını tebliğ etti.İdris aleyhisselâm,
kavmine kendisinden sonra gelecek peygamberleri, Muhammed
aleyhisselâmın vasıflarını bildirdi. Kendisinden sonra gelecek olan
Nûh tûfânını ve Âhir zaman peygamberi muhammed aleyhisselâmı bütün
tafsilâtıyla anlattı. Peygamber olduğunu ispat eden birçok
mûcizeler gösterdi. Fakat kendisine kavminden pek az kimse itâat
etti, pek çoğu ise karşı geldi. Bunun üzerine İdris aleyhisselâm
yaşamış olduğu Bâbil diyârından Mısır'a hicret etti. Kendisine imân
edenlerle birlikte burada yerleşti. Allahü teâlâ ona yetmiş iki
lisanla konuşmayı nasip etti. Her kavmi kendi lisanıyla hak dine
dâvet etti. Harp âletleri yapıp, kâfirlerle cihâd etti. İnsanlara
şehir kurmak sanatını ve idârecilik ilmini öğretti. Yüz şehir
kurdu. Bunların en küçüğü Diyarbakır yakınında bulunan Rehâ
şehridir. Her millet deöğrendikleri bu kâidelere göre kendi
bölgelerinde pekçok şehirler kurdu. İnsanlara muhtelif ilimleri de
öğretti. Pekçok kimseye hikmet ve riyâziye (matematik) dersleri
verdi. Fen ilimleri, tıp ve yıldızlarla alâkalı ince ve derin
meselelerden bahsetti. Allahü teâlâ ona göklerin terkiplerini,
neden meydana geldiklerini, yıldızlarla alâkalı derin bilgileri,
senelerin sayısını ve hesâp ilmini öğretti. İdris aleyhisselâm
kavmine kalem ile yazı yazmasını, iğne ile dikiş dikmesini öğretti.
Öğrettiği ilimler, Allahü teâlânın bildirmesi ile oldu. Yoksa
insanoğlunun aklı va zekâsı, sâdece araştırma yoluyla bu bilgilere
ulaşamazdı. Eski yunanlılar ve daha sonra gelen filozoflar, fizik,
kimyâ ve tıb bilgilerini İdris aleyhisselâmın kitâbından aldılar.
İdris aleyhisselâm, uzun seneler insanları hak dine dâvet etti.
Yeryüzünün meskûn yerlerini dört bölgeye ayırıp herbirine bir vekil
tâyin etti. Bir müddet sonra Aşûre gününde göğe (semâya)
kaldırıldı. Dünyâda yaşadığı ömrünün sonuna doğru ölüm meleği
Azrâil aleyhisselâm, İdris aleyhisselâmı ziyârete geldi. İdris
aleyhisselâm, Azrâil'e: ''Bir anlık benim rûhumu al.'' dedi. Bunun
üzerine Allahü teâlâ, Azrâil aleyhisselâma; ''Onun rûhunu al!''
diye vahyetti. Azrâil aleyhisselâm rûhunu aldı. Allahü teâlâ, İdris
aleyhisselâmın rûhunu tekrar iâde etti. İdris aleyhisselâm, Azrâil
aleyhisselâma; ''Beni semâlara götür. Cennet'i ve Cehennem'i
göreyim.'' dedi. Allahü teâlâ, Azrâil'e onu semâya götürmesini
vahyetti. İdris aleyhisselâma Cehennem gösterildi. Cennet'e
götürüldü. Cennet'e girince, çıkmak istemedi. Kendisine; ''Niçin
çıkmıyorsun?'' diye sorulunca; ''Allahü teâlâ, ''Her nefis ölümü
tadacaktır'' buyurdu. Ben ise ölümü tattım. Yine Allahü teâlâ,
''Herkes Cehennem'e uğrayacaktır'' buyurdu. Ben oraya uğradım.
Allahü teâlâ, ''Onlar oradan (Cennet'ten) çıkmayacaklardır.''
buyurdu. İşte ben bunun için Cennet'ten çıkmak istemem. dedi. Bunun
üzerine Allahü teâlâ, Azrâil'e vahyedip, İdris aleyhisselâmın
Cennet'te kalmasını bildirdi.İdris aleyhisselâm böylece Cennet'te
kaldı. Bu husus Kur'ân-ı kerim'de Meryem sûresi 57. âyet-i
kerimesinde meâlen; ''Biz onu yüksek bir mekâna kaldırdık.''
buyrulmak suretiyle bildirilmiştir. Tefsir âlimleri âyet-i kerimede
bildirilen ''yüce mekân'' dan murâdın, peygamberlik ve Allahü
teâlâya yakınlık mertebesi veya Cennet veya altıncı, yâhut dördüncü
kat semâ olduğunu bildirmişlerdir. Nitekim Buhâri ve Müslim'de
bildirilen hadis-i şerifte, peygamberimiz aleyhisselâm Mirâca
çıktığı zaman, hazret-i İdris'i dördüncü kat semâda gördüğünü
bildirmiştir. İdris aleyhisselâm diri olarak göğe çıkarılınca, onu
çok sevenler, ayrılık acısına dayanamadılar. Hatırlamak için
resmini yaptılar. Daha sonra gelenler bu resmi tanrı sandılar,
çeşitli heykeller yapıp tapıldı. Böylece putperestlik meydana
çıktı. İdris aleyhisselâm, ağaçların yapraklarının sayısını
bilirdi. Duâ ederken (Bi adedil-evrâk) ''Ağaçların yaprakları
kadar'' diyerek tesbih okurdu. Yıldızlara âit ilmi bilirdi. Kavmini
imâna dâvet ettiği zaman, yıldızların heyeti, durumu ve diğer
husûsi hâllerini açıklamasını istediler. İdris aleyhisselâm bunu
geniş olarak haber verdi. Yıldızların durumunu anlattı. Bunun için
''nücûm ilmi'' hazret-i İdris'ten kalmıştır, dennir. Melekler grup
grup onun ziyâretine gelip görünürlerdi. Her birinin ismini,
vazifesini, tesbihibi bilirdi. Havada uçup giderlerken onları
görürdü. Gökyüzündeki bulutlara dağılmalarını emrettiği zaman
dağılırlar ve dile gelip onunla konuşurlardı. Bunlar Allah'ın İdris
aleyhisselâma verdiği mûcizelerdir.
İdris aleyhisselâmın hikmetli sözlerinden bâzıları şunlardır:
''Akıllı kimsenin rütbesi yükseldikçe, tevâzûsu (alçak gönüllülüğü)
artar.''
''Câhil, mertebesi yüksek olsa da, basiret ehlini hakir ve aşağı
görür.''
''Dostlar arasındaki hakiki sevgi, içinde bir menfeat temin etme ve
kendisinden bir zararı def etme düşüncesi olmayan sevgidir.''
''İnsanda bulunan en faziletli cevher, akıldır. Sâhibini pişman
ettirmeyen en kıymetli şey sâlih ameldir.''
''İyi hasletlerin en üstünü, kızgınlık hâlinde doğruluk, sıkıntı
hâlinde cömertlik cezâ vermeye gücü yettiği hâlde affetmektir.''
Kur'ân-ı kerim'in Meryem, Enbiyâ sûrelerinde İdris aleyhisselâmla
ilgili haberler verilmiştir. |