Âdem Aleyhisselâm
Dâvud Aleyhisselâm
Elyesa Aleyhisselâm
Eyyub Aleyhisselâm
Harun Aleyhisselâm
Hızır Aleyhisselâm
Hud Aleyhisselâm
ibrahim Aleyhisselâm
idris Aleyhisselâm
ilyas Aleyhisselâm
Îsa Aleyhisselâm
ishak Aleyhisselâm
ismail Aleyhisselâm
işmoil Aleyhisselâm
Lokman Hekim
Lut Aleyhisselâm
Musa Aleyhisselâm
Nuh Aleyhisselâm
Salih Aleyhisselâm
Süleyman Aleyhisselâm
Şem'ûn Aleyhisselâm
Şit Aleyhisselâm
Şuayb Aleyhisselâm
Uzeyr Aleyhisselâm
Yahya Aleyhisselâm
Yakub Aleyhisselâm
Yunus Aleyhisselâm
Yusuf Aleyhisselâm
Yuşa Aleyhisselâm
Zekerriya Aleyhisselâm
Zülkarneyn Aleyhisselâm
Zülkifl Aleyhisselâm
|
DÂVÛD ALEYHİSSELÂM
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hem peygamber, hem
sultân yâni hükümdârdı. Soy bakımından Yâkûb aleyhisselâmın Yehûda
adlı oğluna dayanır. Süleymân aleyhisselâmın babsıdır. Kudüs'te
doğdu. Orada yaşadı ve orada vefât etti. Kendisine İbrâni dilinde
Zebûr kitâbı verildi. Sesi çok güzel ve tesirliydi. İsmi Kur'ân-ı
kerim'de on altı yerde geçmektedir. Allahü teâlâ, Mûsâ
aleyhisselâmdan sonra, İsrâiloğullarına birçok peygamberler
gönderdi. Bu peygamberler insanları Tevrât'ın hükümleriyle amel
etmeye dâvet ettiler. Fakat zaman geçtikçe azgınlaşan
İsrâiloğulları, Tevrât'ın hükümlerini değiştirdiler,peygamberlerini
dinlemediler, ahkâkları tamâmen bozuldu. Allahü teâlâ Amâlika kavmi
hükümdârı Câlût'u karşılarına belâ gönderdi. Câlût,
İsrâiloğullarını vatanlarından sürüp çıkardı. Daha sonra, Tâlût
isimli bir hükümdâr gelerek memleket işlerini ve orduyu düzene
koydu. Câlût'un üzerine yürüdü. Tâlût'un ordusunda bulunan Dâvûd
aleyhisselâm, Câlût'u öldürdü. Tâlût'un ölümünden sonra, Dâvûd
aleyhisselâm İsrâiloğullarının hükümdârı oldu. Bir müddet sonra
Allahü teâlâ kendisine peygamberlik vazifesi ve Zebûr adlı kitabı
verdi. İnsanları Allahü teâlânın dinine dâvet etti ve adâletle
hükmetti. Filistin, Sûriye ve Arap Yarımadasının birkısmını
fethederek memleketi genişletti. Kudüs'ü başkent yaptı. Ayrıca
Amman, Haleb, Nusaybin ve Ermenistan'ı da fethetti. Mescid-i Aksâ
adıyla Kur'ân-ı kerimde bildirilen büyük bir mescidin inşâsını
başlattı. Mescidin yapılıp bitirilmesi işini oğlu Süleymân
aleyhisselâma vasiyet ederek, yüz yaşında vefât etti. Kabrinin
Kudüs sûru dışında olduğu rivâyet edilir. Dâvûd aleyhisselâmın çok
güzel ve tesirli sesi vardı. Kendisine İbrâni dilinde Zebûr kitabı
geldi. Bu kitap, manzum şekilde olup, eski manzum kitapların en
meşhurudur. Zebûr, meşhur dört ilâhi kitapdan biri olup, Tevrât'tan
sonra gönderilmiştir. Vâz ve nasihat şeklinde olup, Tevrât'ı
kuvvetlendirdi. Onu açıklayıp onunla amel etmeye
çağırdığından,Tevrât'ın hükümlerini yürürlükten kaldırmadı. Dâvûd
aleyhisselâm, hazret-i Mûsâ'nın getirdiği dini kuvvetlendirdiğinden
resûl olmayıp, Beni İsrâil'e gönderilen nebilerden biridir. Dâvûd
aleyhisselâm çok ağlar, çok ibâdet ederdi. Gündüzü oruçla, geceyi
namaz kılarak ibâdetle geçirirdi.
Gecenin ancak üçte bir kısmında uyurdu. Bir gün oruç tutar, öbür
gün tutmazdı. Allahü teâlâ mûcize olarak dağları, taşları, kuşları
onun emrine vermişti. Yanık sesiyle Zebûr'u okumaya başlayınca,
kuşlar havadan ağaçlara iner, hep birlikte, okunan Zebûr'u tekrar
ederlerdi. Allahü teâlâ Dâvûd aleyhisselâma demiri ateşe sokmadan
ve dövmeden istediği şekli verebilme mûcizesi verebilmişti.
Demirden zırh yapar, elinin emeğiyle geçinir, devlet hazinesinden
birşey almazdı. Yırtıcı hayvanlar, hazret-i Dâvûd'un huzûruna
gelip, ona tam bir bağlılıkla hizmet ederlerdi. Kur'ân-ı kerimde
Bakara, Nisâ, Mâide, En'âm, İsrâ, Enbiyâ ve Sâd sûrelerinin birçok
âyet-i kerimelerinde Dâvûd aleyhisselâmdan bahsedilmektedir.
Dâvûd Aleyhisselâm, İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden.
Hem peygamber, hem sultân yâni hükümdârdı. Soy bakımından Yâkûb
aleyhisselâmın Yehûda adlı oğluna dayanır. Süleymân aleyhisselâmın
babsıdır. Kudüs'te doğdu. Orada yaşadı ve orada vefât etti.
Kendisine İbrâni dilinde Zebûr kitâbı verildi. Sesi çok güzel ve
tesirliydi. İsmi Kur'ân-ı kerim'de on altı yerde geçmektedir.
Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâmdan sonra, İsrâiloğullarına birçok
peygamberler gönderdi. Bu peygamberler insanları Tevrât'ın
hükümleriyle amel etmeye dâvet ettiler. Fakat zaman geçtikçe
azgınlaşan İsrâiloğulları, Tevrât'ın hükümlerini
değiştirdiler,peygamberlerini dinlemediler, ahkâkları tamâmen
bozuldu. Allahü teâlâ Amâlika kavmi hükümdârı Câlût'u karşılarına
belâ gönderdi. Câlût, İsrâiloğullarını vatanlarından sürüp çıkardı.
Daha sonra, Tâlût isimli bir hükümdâr gelerek memleket işlerini ve
orduyu düzene koydu. Câlût'un üzerine yürüdü. Tâlût'un ordusunda
bulunan Dâvûd aleyhisselâm, Câlût'u öldürdü. Tâlût'un ölümünden
sonra, Dâvûd aleyhisselâm İsrâiloğullarının hükümdârı oldu. Bir
müddet sonra Allahü teâlâ kendisine peygamberlik vazifesi ve Zebûr
adlı kitabı verdi. İnsanları Allahü teâlânın dinine dâvet etti ve
adâletle hükmetti. Filistin, Sûriye ve Arap Yarımadasının
birkısmını fethederek memleketi genişletti. Kudüs'ü başkent yaptı.
Ayrıca Amman, Haleb, Nusaybin ve Ermenistan'ı da fethetti. Mescid-i
Aksâ adıyla Kur'ân-ı kerimde bildirilen büyük bir mescidin inşâsını
başlattı. Mescidin yapılıp bitirilmesi işini oğlu Süleymân
aleyhisselâma vasiyet ederek, yüz yaşında vefât etti. Kabrinin
Kudüs sûru dışında olduğu rivâyet edilir. Dâvûd aleyhisselâmın çok
güzel ve tesirli sesi vardı. Kendisine İbrâni dilinde Zebûr kitabı
geldi. Bu kitap, manzum şekilde olup, eski manzum kitapların en
meşhurudur. Zebûr, meşhur dört ilâhi kitapdan biri olup, Tevrât'tan
sonra gönderilmiştir. Vâz ve nasihat şeklinde olup, Tevrât'ı
kuvvetlendirdi. Onu açıklayıp onunla amel etmeye
çağırdığından,Tevrât'ın hükümlerini yürürlükten kaldırmadı. Dâvûd
aleyhisselâm, hazret-i Mûsâ'nın getirdiği dini kuvvetlendirdiğinden
resûl olmayıp, Beni İsrâil'e gönderilen nebilerden biridir. Dâvûd
aleyhisselâm çok ağlar, çok ibâdet ederdi. Gündüzü oruçla, geceyi
namaz kılarak ibâdetle geçirirdi.
Gecenin ancak üçte bir kısmında uyurdu. Bir gün oruç tutar, öbür
gün tutmazdı. Allahü teâlâ mûcize olarak dağları, taşları, kuşları
onun emrine vermişti. Yanık sesiyle Zebûr'u okumaya başlayınca,
kuşlar havadan ağaçlara iner, hep birlikte, okunan Zebûr'u tekrar
ederlerdi. Allahü teâlâ Dâvûd aleyhisselâma demiri ateşe sokmadan
ve dövmeden istediği şekli verebilme mûcizesi verebilmişti.
Demirden zırh yapar, elinin emeğiyle geçinir, devlet hazinesinden
birşey almazdı. Yırtıcı hayvanlar, hazret-i Dâvûd'un huzûruna
gelip, ona tam bir bağlılıkla hizmet ederlerdi. Kur'ân-ı kerimde
Bakara, Nisâ, Mâide, En'âm, İsrâ, Enbiyâ ve Sâd sûrelerinin birçok
âyet-i kerimelerinde Dâvûd aleyhisselâmdan bahsedilmektedir. |