Bu Sözleşmeye Taraf Devletler:
Birleşmiş Milletler Andlaşmasında
ilân edilen ilkeler uyarınca insanlık ailesinin tüm üyelerinin, doğuştan
varlıklarına özgü bulunan haysiyetle birlikte eşit ve devredilemez haklara
sahip olmalarının tanınmasının, dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli
olduğunu düşünerek,
Birleşmiş Milletler halklarının,
insanın temel haklarına ve bireyin, insan olarak taşıdığı haysiyet ve değere
olan kesin inançlarını Birleşmiş Milletler Andlaşmasında bir kez daha
doğrulamış olduklarını ve daha geniş bir özgürlük ortamında tòplumsal
ilerleme ve daha iyi bir yaşam düzeyi sağlama yolundaki kararlılıklarını
hatırda tutarak,
Birleşmiş Milletlerin, Insan
Hakları Evrensel Bildirisinde ve Uluslararası Insan Hakları Sözleşmelerinde
herkesin, bu metinlerde yeralan hak ve özgürlüklerden ırk, renk, cinsiyet,
dil, din, siyasal ya da başka görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet,
doğuştan veya başka durumdan kaynaklanan ayırımlar dahil, hiçbir ayırım
gözetilmeksizin yararlanma hakkına sahip olduklarını benimsediklerini ve
ilân ettiklerini kabul ederek,
Uluslararası Insan Hakları Evrensel
Bildirisinde, Birleşmiş Milletlerin, çocukların özel ilgi ve yardıma hakkı
olduğunu ilân ettiğini anımsayarak,
Toplumun temel birimi olan ve tüm
üyelerinin ve özellikle çocukların gelişmeleri ve esenlikleri için doğal
ortamı oluşturan ailenin toplum içinde kendisinden beklenen sorumlulukları
tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli koruma ve yardımı görmesinin
zorunluluğuna inanmış olarak,
Çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu
olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve anlayış havasının içindeki bir
aile ortamında yetişmesinin gerekliliğini kabul ederek,
Çocuğun toplumda bireysel bir
yaşantı sürdürebilmesi için her yönüyle hazırlanmasının ve Birleşmiş
Milletler Andlaşmasında ilân edilen ülküler ve özellikle barış,
değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla
yetiştirilmesinin gerekliliğini gözönünde bulundurarak,
Çocuğa özel bir ilgi gösterme
gerekliliğinin, 1924 tarihli, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisinde ve 20 Kasım
1959 tarihinde Birleşmiş Milletler (27 Ocak 1995 tarihli ve 22184 sayılı
Resmi Gazete'den aynen alınmıştır).
Teşkilatı Genel Kurulunca kabul
edilen Çocuk Hakları Bildirisinde belirtildiğini ve Insan Hakları Evrensel
Bildirisinde, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nde (özellikle
23 ve 24 üncü maddelerinde) ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara Ilişkin
Uluslararası Sözleşmede (özellikle 10 uncu maddesinde) ve çocukların
esenliği ile ilgili uzman kuruluşların ve uluslararası örgütlerin kurucu ve
ilgili belgelerinde tanındığını hatırda tutarak,
Çocuk Hakları Bildirisinde de
belirtildiği gibi "çocuğun gerek bedensel gerek zihinsel bakımdan tam
erginliğe ulaşmamış olması nedeniyle doğum sonrasında olduğu kadar, doğum
öncesinde de uygun yasal korumayı da içeren özel güvence ve koruma
gereksiniminin bulunduğu" nu hatırda tutarak,
Ulusal ve uluslararası düzeyde
çocukları aile yanına yerleştirme ve evlât edinmeye de özel atıfta bulunan
Çocuğun Korunması ve Esenliğine Ilişkin Toplumsal ve Hukuksal Ilkeler
Bildirisi; Çocuk Mahkemelerinin Yönetimi Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari
Standart Kuralları (Beijing Kuralları) ve Acil Durumlarda ve Silâhlı Çatışma
Halinde Kadınların ve Çocukların Korunmasına Ilişkin Bildirinin hükümlerini
anımsayarak,
Dünyadaki ülkelerin tümünde çok güç
koşullar altında yaşayan ve bu nedenle özel bir ilgiye gerèksinimi olan
çocukların bulunduğu bilinci içinde,
Çocuğun korunması ve uyumlu
gelişmesi bakımından her halkın kendine özgü geleneklerinin ve kültürel
değerlerinin taşıdığı önemi gözönünde tutarak,
Her ülkedeki, özellikle gelişmekte
olan ülkelerdeki çocukların yaşama koşullarının iyileştirilmesi için
uluslararası işbirliğinin taşıdığı önemin bilincinde olarak,
aşağıdaki kurallar üzerinde
anlaşmaya varmışlardır:
I. KISIM
- Madde 1
- Bu Sözleşme uyarınca çocuğa
uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç,
onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.
-
- Madde 2
- 1. Taraf Devletler, bu
Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa,
kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk,
renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve
sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir
ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.
- 2. Taraf Devletler, çocuğun
ana-babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin
durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle
her türlü ayırıma veya cezaya tâbi tutulmasına karşı etkili biçimde
korunması için gerekli tüm uygun önlemi alırlar.
-
- Madde 3
- 1. Kamusal ya da özel sosyal
yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makalar veya yasama organları
tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun
yararı temel düşüncedir.
- 2. Taraf Devletler, çocuğun
ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer
kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli
bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve
idari önlemleri alırlar.
- 3. Taraf Devletler, çocukların
bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin
özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin
yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını
taahhüt ederler.
-
- Madde 4
- Taraf Devletler, bu Sözleşmede
tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve
diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin
olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak,
gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler
Madde 5 Taraf Devletler, bu Sözleşmenin
çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi
ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda
ana-babanın, yerel gelenekler öngörüyorsa uzak aile veya topluluk
üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin
sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler.
Madde 6 1. Taraf Devletler, her çocuğun
temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta
kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.
Madde 7 1. Çocuk doğumdan hemen sonra
derhal nüfus kütüğüne kaydedilecek ve doğumdan itibaren bir isim hakkına,
bir vatandaşlık kazanma hakkına ve mümkün olduğu ölçüde ana-babasını bilme
ve onlar tarafından bakılma hakkına sahip olacaktır.
2. Taraf Devletler, özellikle
çocuğun tabiiyetsiz kalması sözkonusu olduğunda kendi ulusal hukuklarına ve
ilgili uluslararası belgeler çerçevesinde üstlendikleri yükümlülüklerine
uygun olarak bu hakların işlerlik kazanmasını taahhüt ederler.
Madde 8 1. Taraf Devletler, yasanın
tanıdığı şekliyle çocuğun kimliğini; tabiiyeti, ismi ve aile bağları dahil,
koruma hakkına saygı göstermeyi ve bu konuda yasa dışı müdahalelerde
bulunmamayı taahhüt ederler.
2. Çocuğun kimliğinin unsurlarının
bazılarından veya tümünden yasaya aykırı olarak yoksun bırakılması halinde,
Taraf Devletler çocuğun kimliğine süratle yeniden kavuşturulması amacıyla
gerekli yardım ve korumada bulunurlar.
Madde 9 1. Yetkili makamlar uygulanabilir
yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek
yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf Devletler, çocuğun;
ana-babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına alırlar.
Ancak, ana-babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması ya da
ihmâl edilmesi durumlarında ya da ana-babanın birbirinden ayrı yaşaması
nedeniyle çocuğun ikametgâhının belirlenmesi amacıyla karara varılması
gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir.
2. Bu maddenin birinci fıkrası
uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işleme katılma ve
görüşlerini bildirme olanağı tanınır.
3. Taraf Devletler, ana-babasından
veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek
yararına aykırı olmadıkça, ana babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde
kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.
4. Böyle bir ayrılık, bir Taraf
Devlet tarafından girişilen ve çocuğun kendisinin ana veya babasının veya
her ikisinin birden tutuklanmasını, hapsini, sürgün, sınırdışı edilmesini
veya ölümünü (ki buna devletin gözetimi altında iken nedeni ne olursa olsun
meydana gelen ölüm dahildir) tevlit eden herhangi benzer bir işlem sonucu
olmuşsa, bu Taraf Devlet, istek üzerine ve çocuğun esenliğine zarar vermemek
koşulu ile; ana-babaya, çocuğa veya uygun olursa, ailenin bir başka üyesine,
sözkonusu aile bireyinin ya da bireylerinin bulunduğu yer hakkında gereken
bilgiyi ÇOCUK HAKLARINA DAIR SÖZLEŞME verecektir. Taraf Devletler, böyle bir
istemin başlı başına sunulmasının ilgili kişi veya kişiler bakımından aleyhe
hiç bir sonuç yaratmamasını ayrıca taahhüt ederler.
Madde 10 1. 9 uncu Maddenin 1 inci fıkrası
uyarınca Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, çocuk veya
ana-babası tarafından, ailenin birleşmesi amaçlarıyla yapılan bir Taraf
Devlet ülkesine girme ya da onu terketme konusundaki her başvuru, Taraf
Devletlerce olumlu, insani ve ivedi bir tutumla ele alınacaktır. Taraf
Devletler, bu tür bir başvuru yapılmasının başvuru sahipleri veya aile
üyeleri aleyhine sonuçlar yaratmamasını taahhüt ederler.
2. Ana-babası, ayrı devletlerde
oturan bir çocuk olağanüstü durumlar hariç, hem ana hem de babası ile
düzenli biçimde kişisel ilişkiler kurma ve doğrudan görüşme hakkına
sahiptir. Bu nedenle ve 9 uncu maddenin 1 inci fıkrasına göre Taraf
Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, Taraf Devletler çocuğun ve
ana-babasının Taraf Devletlerin ülkeleri dahil herhangi bir ülkeyi
terketmeye ve kendi ülkelerine dönme hakkına saygı gösterirler. Herhangi bir
ülkeyi terketme hakkı, yalnızca yasada öngörüldüğü gibi ve ulusal güvenliği,
kamu düzenini, kamu sağlığı ve ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini
korumak amacı ile ve işbu Sözleşme ile tanınan öteki haklarla bağdaştığı
ölçüde kısıtlamalara konu olabilir.
Devam >>
|